MENÜ
  • Hayallerinin Peşinden Gittiler

Hayallerinin Peşinden Gittiler

Kariyerlerini bir kenara bırakarak mutfağa yönelen Hüseyin Güvenç ve Büke Tosun çifti, yemek konusunda uzmanlaşmak için gittikleri Mutfak Sanatları Akademisinde tanışarak ortak bir hayali gerçekleştirdiler.

26 Mayıs 2016
Hayallerinin Peşinden Gittiler

Kariyerlerini bir kenara bırakarak mutfağa yönelen Hüseyin Güvenç ve Büke Tosun çifti, yemek konusunda uzmanlaşmak için gittikleri Mutfak Sanatları Akademisinde tanışarak ortak bir hayali gerçekleştirdiler. Çift şimdi İzmir Alsancak'ta kemik müşterileri oluşmaya başlayan b'ready adlı konsept bir butik dükkan işletiyor.

Kariyerlerini bırakıp hayallerinin peşinden gittiler. Kariyerlerini bir kenara bırakarak mutfağa yönelen Hüseyin Güvenç ve Büke Tosun çifti yemek konusunda uzmanlaşmak için gittikleri Mutfak Sanatları Akademisi'nde tanışarak ortak bir hayali gerçekleştirdiler. Büke Tosun daha önce özel bir şirkette iş analisti olarak çalışıyordu. Hüseyin ise peyzaj mimarlığı yapıyordu. Bu şirin çift şimdi İzmir Alsancak'ta kemik müşterileri oluşmaya başlayan b'ready adlı konsept bir butik dükkan işletiyor. Hayallerini gerçeğe dönüştürdükleri için çok mutlular ama bu işe girişeceklere bazı uyarıları var: "Dışarıdan herkes bizi eğleniyor, dostlarını ağırlıyor, sürekli yiyor-içiyor zannediyor. Zorluğunu anlamanız için işin içinde olmanız lazım”

YOLLARI MSA'DA KESİŞTİ

Hüseyin Güvenç, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü' nden mezun oldu. Aynı zamanda Antalya'da bir aile restoranları vardı, mutfaktaki şeflerinin yanında aşçılığa dair pek çok şey öğrendi. İlk etapta iş yerlerini ve menülerini geliştirmek için Mutfak Sanatları Akademisi'ne giderek profesyonel mutfak eğitimi almayı düşündü. Restoranları devredildiğinde kendi mesleği olan peyzaj mimarlığına dönerek başarılı projeler çizmeye başladı. Fakat mutfağa olan aşinalığı dolayısıyla bir süre sonra yeniden mutfağa geri dönmek istediğini fark etti. Profesyonel bir eğitimin faydalı olacağını düşünerek Mutfak Sanatları Akademisi’ne gitti.

HAYALLERİNİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRDÜLER

Büke Tosun ise Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü okuduktan sonra ODTÜ'de yüksek lisans yaptı. Özel bir şirkette iş analisti olarak çalışıyor; 6 dil bildiği için çeviriler de yapıyordu. Çocukluktan beri hep yemek pişirme ve güzel yemekler yeme konusunda merağı vardı. Yüksek lisans yaparken bir kafeye giderek, "Gönüllü olarak çalışmak istiyorum. Sabahtan akşama kadar soğan doğrasam da ben bu işi öğrenmek istiyorum" dedi. Ailesine bu işi gerçekten sevdiğini ve devam ettirmek istediğini söyledi: "istiyorsan yap, yanındayız" diyerek destek verdiler. Kendini geliştirmek için o da Mutfak Sanatları Akademisi’nde eğitim almaya başladı ve Hüseyin ile tanıştı. Onlar işlerini bırakıp kariyerlerine yemek yaparak devam etmeye karar verdiler. Şimdi İzmir'de 'hayalimizin işi" dedikleri kendilerine ait b'ready adlı bir butik dükkan işletiyorlar. I Hüseyin, Mutfak Sanatları Akademisi’nde aşçılık, Büke ise Profesyonel Pasta-Ekmekçilik eğitimi aldı. Derslerden sonra beraber çeşitli yerlerin yemeklerini denemeye gidiyorlardı. Dükkanların menülerini ve mekanların tasarımlarını inceliyor; gittikleri yerlerde bir detay gördüklerinde sürekli notlar alarak fotoğraf çekiyorlardı. İkisi de ilerde kendi yerini açmak istiyordu ki geçen yaz bu kararlarını eyleme döküp çalıştıkları yerlerden İstifa ederek tamamen mutfağa yöneldiler: "Çalışırken çok fazla yoruluyorsunuz ve kendinizi o işe kaptırıyorsunuz. Bir anda kariyer peşinde koşmaya çalışıyorsunuz. Tüm hayallerinizden sapıyorsunuz mutfakta ayrı bir kariyer peşine düşüyorsunuz. Biz hep kendimizi bu yüzden frenlemeye çalışıyorduk. Eğer bir yer açacaksak on sene çalıştıktan sonra bunu yapamayız. Enerjimiz varken ve kariyer peşine düşmeden bu işi yapmak zorundayız dedik.

İÇİNDE BULUNMAYI SEVDİĞİMİZ BİR ORTAM YARATTIK

Büke ve Hüseyin çifti, mekanın her şeyiyle kendileri ilgilendi. "İşletmecilikte çok detay var. Aynı anda düşünmeniz gereken çok fazla şey var. Çok daha basit düşünüyorduk fakat çok fazla detay varmış. Sadece mutfakla bitmiyor. Burası bizim için çok değerli. Sıfırdan, her şeyiyle; duvardaki sıvasına kadar ilgilendik. İçinde bulunmayı sevdiğimiz bir ortam yarattık. Bu zamana kadar gittiğimiz yerlerde beğendiğimiz şeyleri bir araya topladık. Kapıları, mutfağı kendimiz çizdik. Yerdeki tahtaları tek tek biz çaktık ve cilaladık. Arkadaşlarımız, “aşçı olduğunuzu hatırlayın biraz. İnşaatçı değilsiniz siz ustasınız ama inşaat ustası değilsiniz” diyorlardı."

DEĞİŞİKLİK YARATMAK İSTEDİK

Büke ve Hüseyin, en klasik tatlarda bile farklılık yaratarak insanlar yeni şeyler denesin istiyorlar: "Menülerimiz her yerde görmeye alışık olduğunuz standart yemeklerden oluşmuyor. Diğer işletmelerden en büyük farkımız bu. Yemek yemeği seven bir çift olduğumuz için her gittiğimiz yerde aynı şeyleri yemekten sıkılmıştık ve değişiklik yaratmak istedik. Mesela kahvaltının da etrafta var olan kahvaltılardan daha farklı olmasını amaçladık çünkü gittiğimiz her yerde serpme kahvaltı denilince önumuze aynı şeyler koyuluyor. Bir kahvaltı vereceksek diğerlerinden bir farklı olması gerekiyordu. Her şeyi kendimiz yapmaya çalışıyoruz.

KENDİ HAYALİMİZİ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ

Sıfırdan bir markayı kurup onun işlerinin peşinden koştumıak büyük bir cesaret işi. Büke ve Hüseyin çifti, önceki işlerinden istifa etmeden öncc birbirine hep şunu söylüyordu: "Çok çalışıyoruz, çok yoruluyoruz ama hep başkasının hayalini gerçekleştirmek için." Dükkandaki her işle tek tek kendileri ilgilendiği için günleri çok yoğun geçiyor. Hatta bazen yoğunluktan yemek yemeğe fırsat bulamayarak dışandan sipariş veriyorlar: Şu an iki üç kat daha fazla çalışıyoruz ama kendimiz için. Sabah 7'de kalkıp, gece l'de yatıyoruz. Gün boyunca hiç oturmuyoruz; yeri geliyor bu kadar yemeğin arasında yemek bile yiyecek vakit bulamıyoruz. Bazen günler o kadar yoğun geçiyor ki yemek yapmaya halimiz kalmıyor. Hatta bir gün sabahtan akşama kadar yoğunluktan bir şey yiyemedik. O gün akşam kendimize hamburger söyledik dışarıdan Ama neticede kendi hayalimizi gerçekleştiriyoruz. Şu an yoğunluktan fazla keyfini süremiyoruz çünkü hem servis hem bulaşık hem yemek yapmak çok yoruyor. Burayı büyütmek veya şubeleşmek gibi bir hedefi- buğu ve kuru domates marineli zeytin, baharatlı tereyağı gibi farklı lezzetler var. Hepsine bir dokunuş kattık. Müşteri potansiyelimiz damak tadı gelişmiş, bu tarz şeyleri ve yeniliği arayanlar insanlardan oluşuyor. Menümüze baktıklarında alışılmışın dışında olduğunu söylüyorlar. Füme kaburgalı tost, avokadolu açık sandviç, etli salata, ekmeğini köftesini ketçabını turşusunu soğan reçelini kendi yaptığımız hamburgerimiz en sevilen lezzetlerden." m iz yok. Butik olarak kalsın istiyoruz. Çünkü büyüdükçe samimiyet kayboluyor. Her şubede aynı kaliteyi ve sıcaklığı bulamayabiliyorsunuz. Keyifli ve huzurlu bir yer yaptığımızı düşünüyoruz. Sakin bir sokak olduğu için ana caddelerin kargaşasından kaçıp buraya geliyorlar. Açıldığı andan itibaren koşturmaktan pek keyfini süremedik. Yine de çok mutluyuz."

SANATLA İÇ İÇE BİR KÖŞE

Sanatçı İpek Öztürk'ün tablolarının asılı olduğu köşe müşteriler tarafından çok seviliyor. Herkes bu köşede oturarak fotoğraf çektinneye bayılıyor. Büke Tosun, tablolann kafenin konseptiyle çok uyumlu olduğunu söylüyor: "Kafenin duvarlarına tablolar koymak istiyorduk ama güzel bir şeyler olsun istedik. Sıradan tablolar asmayalım dedik. İpek Öztürk de çok yetenekli bir sanatçı. İzmir'e geldiğimizde atölyesine gittik ve tablolarını çok beğendik. İpek'ten kafemiz için tablolar yapmasını istedik. Samimi bir ortam olduğu için yaptığı tablolar mekana çok uydu. Tabloların asılı olduğu yer şu an en çok sevilen köşemiz. Kafemize gelen herkes orada fotoğraf çektiriyor; bizim de çok hoşumuza gidiyor."